|
Şike ve teşvik iddiaları ortaya çıktığından beri onlarca senaryo ortaya atıldı, birbirinden farklı birçok görüş, “Ne olacak?” sorusuna yanıt bulmak için kafa yordu. Herkes farklı bir yerden tutarken, kamuoyu da kime inanacağını şaşırdı.
Prof Dr. Selçuk Öztek:
Tahkim’in yargıyı bekleme kararıyla ilgili yasal dayanağını bulamadım
Kısmet Erkiner:
Talimat değişirse ne olur? Böyle bir değişiklik adaleti tatmin eder mi?
Emin Özkurt:
Gizlilik kararının muhafızları arasına Futbol Federasyonu da girebilir
Engin Tuzcuoğlu:
Spor hukuku başka yöne kaydırılıyor. Bence asıl dalga bunun üzerine...
H. Alpay Köse:
Talimatta, statü harici yetkilendirme var. Bu, yetki gaspı demek
Şike ve teşvik iddiaları ortaya çıktığından beri onlarca senaryo ortaya atıldı, birbirinden farklı birçok görüş, “Ne olacak?” sorusuna yanıt bulmak için kafa yordu. Herkes farklı bir yerden tutarken, kamuoyu da kime inanacağını şaşırdı.
“Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzon küme düşecek mi?”, “Lig eksi puanla başlar mı?”, “Küme düşme olursa bunun kararını kim verecek?” türünden onlarca soru alt alta sıralandı. Ancak bu konuda Türkiye’de, bilimsel olarak spor hukukçularını bir çatı altında toplayan tek bir kurum var, “Spor Hukuku Enstitüsü Derneği.”
Başkanlığını, CAS (Uluslararası Spor Tahkim Kurulu) hakimi Av. Kısmet Erkiner ile eş başkanlığını, eski Adalet Bakanı, TFF’nin eski Tahkim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Selçuk Öztek’in yaptığı bu kurum, “hukuk”u hatırlattıkça bazılarını kızdırdı, bazılarına da yol gösterdi. MİLLİYET, bu derneğin yürütme kurulunu oluşturan bir grubu bir araya getirdi ve konuları herkesin anlayabileceği dilden masaya yatırdı. Av. Kısmet Erkiner, Prof. Dr. Selçuk Öztek, Av. Emin Özkurt, Av. Engin Tuzcuoğlu ve Av. Hüseyin Alpay Köse’den oluşan heyet, sorularımıza yanıt bulmaya çalıştı.
Neden spor hukuku?
KE: Spor hukukunun özelliği, hiçbir kamusal erkin gücüne ihtiyaç duymamasıdır. Bunu halkın anlayabileceği şekilde açalım. Kendi mevzuatını yapar. Mevzuatını yapmak için kamusal bir erke ihtiyaç yoktur. Buna uymayanları yargılamak için bir devlet gücüne ihtiyaç duymaz. Şöyle bir tabir var, uluslararası spor federasyonları birer devletçiktir. Stadyumlar toprağı, seyirciler de vatandaşlarıdır derler.
Peki neden TFF, “Ben iddianameyi gördükten sonra karar vereceğim” dedi, birkaç gün sonra da kendi hukuk mekanizmasını işletti?
KE: Bir terminolojiyi o konunun uzmanı olmayan insanların kullanması son derece sakıncalıdır. İşin başından itibaren TFF’nin hukuk bu terminolojisini iyi bilen bir sözcü tayin etmesi daha uygun olurdu. Yapacağı işlemler için savcılık iddianamesini görmeye gerek yok. Ben iddianameyi göreceğim demek, başkasının beni yönlendirmesini bekliyorum demektir.
ET: Federasyon terminolojik hata yaptı. “Delilleri bekliyoruz” dese sorun yoktu.
SÖ: Bakın şöyle bir örnek verelim. Futbol maçı esnasında bir sporcu diğerine küfür ediyor. Bu rapora geçiyor. Futbolcu hakkında disiplin soruşturması açılıyor. Disiplin kurulu üç müsabakadan men cezası veriyor. O futbolcu, aynı zamanda diyebilir ki burada, anama, babama küfretti. Gidip savcılığa şikayette bulunabilir. Sportif olarak ceza alan futbolcu, ceza yargılamasında beraat etti. Şimdi ne olacak? Ancak yargılamanın iadesini isteyebilir. Disiplin Kurulu dosyaya tekrar bakar, ‘Kararımda ısrarcıyım’ der, Tahkim Kurulu da onarsa yapacak hiçbir şey yok.
Bu örnek iki kulvarın birbirinden ne kadar farklı olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla iddianameyi beklemekten ziyade, Futbol Federasyonu’nun kendiliğinden işe el koyup, delillere ulaşmak ve kendi soruşturmasını başlatmak gibi bir mecburiyeti var. Etik Kurulu sadece savcının gönderdiği belgelere bağlı kalmaz, ilave deliller de bulabilir. Başka yerlerden başka belgelere de ulaşabilir. Etik Kurulu’nun belge bilgi isteme bakımından çok geniş yetkileri var.
Bu davadaki gizlilik kararı nedir? Herkes gizli diyor ancak birçok kişi içeriğini biliyor.
KE: Şu soruyu sormak istiyorum. Bu davada gizlilik kararı verilmesi gerekir mi? Savcının araştırdığı nedir? Olmuş bitmiş olaylar. Niçin gizlilik kararı veriyorsunuz?
Önemli bir konuda polemik açmak istemiyorum ama şunu söylemek istiyorum, bana göre bütün bu olayların temelinde eğitimsizlik yatıyor: sporun aşağıdan yukarıya, malzemecisinden, teknik direktörüne, her aşamasındakilere kadar kurs yapılıyor. Eğitim almayan iki tip yönetici var, kulüp yöneticileri ve federasyon yöneticileri. Sen iyi adamsın gel, Federasyon Başkanı ol. Sen iyi adamsın, paran da var, gel kulüp başkanı ol. Eğitim, yok.
EÖ: Gizlilik kararında hocama aynen katılıyorum. Bir de savcılık tarafından gerçekleşen soruşturmanın dalga dalga gerçekleştirmesi ayrıca bir spekülasyon konusu. Çünkü bu dalgalar sürdükçe federasyon kurullarının karar alma süreci sekteye uğrayacaktır.
Bir de bu maçlar 60 gün önce verilmiş, 50 gün önce ligler tescil edilmiş. Varsa bir teşvik, şike bunlarla ilgili dinleme yapılmışsa bunlar savcılığın elinde mevcut... İsim isim kimlerin çağrılması gerektiği de mevcut. Hatta bu, dönem dönem çeşitli basın mensupları tarafından (Adliye muhabirleri) duyuruluyor. Peki neden savcılık bu isimler geçmesine rağmen dalga dalga götürmeye çalışıyor?
SÖ: Bu, soruşturmayı yapan savcının takdiri... Tamamen sizin dediklerinize katılmıyorum. Hukukta bazı yorum farkları olabilir. Şüpheliler dinlendikçe yeni isimler ortaya çıkıyor. Yeni dalgaya ihtiyaç duyulabilir. Belgelere sahip değilim, onun için neden gizlilik kararı verilmiş bilmiyorum.
ET: Bir kere ceza hukukunun zamanla bir sıkıntısı yok. Ama spor alanında bir değerlendirme yapıyorsanız, süreç çok kısa... Sporda Şiddeti Önleme Yasası ile disiplin davaları arasında senkronu sağlamanız lazım.
Gizlilik kararının muhafızları olan savcılık, mahkeme ve polisle birlikte TFF’yi de bu gizlilik kararından münhasır tutarsınız, böylece ligin ertelenmesi de dahil idari karar alabilir. Veya delil toplama hususunda TFF’ye adli merciden talepte bulunma hakkı sağlarsınız, sportif yanı da taraf da yaparsınız. KE: Federasyon yönetimi ne diyecek? “Benim Etik Kurulum bana şöyle bir karar verdi” diyecek. Ben de buna göre şunu yapacağım diyecek. Bunu halk niye bilmesin? Bu belgelerin paylaşılması uygun mu? Gizliliğin ihlali anlamına gelmiyor mu?
ET: TCK 285’e göre bariz suç.
EÖ: TFF’nin yaptığı açıklamada belgeleri hukuk kurulundaki görevlilerin tasnif ettiği belirtiliyor. Bir belgeyi tasnif edebilmek için her şeyini bilmek zorundasınız. Dolayısıyla Etik Kurulu dışındakilerin de bu belgeleri incelediği anlaşılıyor.
KE: Bir merci diğer merciye nezaket ziyaretinde bulunmaz. Yazısını yazar, gerekeni yapar. TFF, savcıyı ziyaret etmek yerine resmi yollardan belgeleri istemeliydi.
Talimat değişikliğiyle küme düşmenin ortadan kaldırılması mümkün müdür?
KE: Talimat değişirse ne olur? Böyle bir değişiklik adaleti tatmin eder mi? Oyun başladıktan sonra kural değiştirmek olur mu ?
AK: TFF, talimatlarını UEFA ve FIFA’nın mevzuatına göre yapar.
EÖ: Ben ihtimal dahilinde görmüyorum.
SÖ: Böyle bir değişiklik yapacaklarını düşünmüyorum.
AK: Hocama bir sorum var. CAS sporun en üst birimi. İsviçre Federal Mahkemesi’nin CAS kararlarını bozma hakkı var. Nasıl bozar, kamu yararı ve savunma hakkının kısıtlanması... Bu konuda alınan karardan dolayı Yargıtay’a bir başvuru olabilir mi?
KE: Anayasa’nın 59. maddesi bunu tıkıyor. İsviçre-Türkiye milli maçından sonra, bütün büyük kulüplerimizin çok iyi hukukçuları var. Lütfen bu konuda kıskançlık yapılmasın. Bu konuda akıl yürüten hukukçular toplanıp birbirine yardımcı olsun demiştim. Aynı şeyi Del Bosque, Ribery davasında da söyledim. Aynı şey burada da geçerli. Ben federasyon yöneticisi olsam, bu işte fikir yürüten, görüş belirten insanlardan faydalanırım.
Tahkim Kurulu’nun futbolcu Recep Öztürk’e verilen hak mahrumiyeti kararında yürütmeyi durdurma ve mahkeme kararını bekleme konusunda bir kararı var, buna ne diyorsunuz?
SÖ: Tahkim Kurulu’nun bu kararıyla ilgili yasal dayanağını bulamadım. Sen disiplin cezası vereceksin, bunu yapabilmek için yargının kararına bağlı değilsin ki...
ET: Ceza mahkemesinin delilleri değerlendirme kıstasları, disiplin kurullarıyla aynı değil. 5 tür beraat kararı vardır. Bunlardan üçü TFF’yi ilgilendirmez. Manüpile etmeye hakları yok. Bu kadar delil varken, beraat edebilir varsayımına dönük bir düşünce ancak Tahkim’in verdiği karar gibi olur. Bu adam iki gün sonra aynı hareketi yapsa bu kez 6222 ile yargılanacak. Çünkü şu an mahkemede nitelikli dolandırıcılıktan yargılanıyor. Bu sefer diyecek ki, yine benim için yürütmeyi durdurma kararı verin, bekleyelim. Mahkeme 5 yıl sürecek, futbolcu zaten 5 yıl sonra futbolu bırakacak. O zaman ne olacak?
EÖ: Belge var diyorsun ama ben o kadar emin değilim. Sadece savcı tarafından seçilmiş belgelere göre incelenecek.
SÖ: Bir açıklama yaptı ama savcı... Sağlık raporlarını v.s. ayırdığını söyledi.
EÖ: Savcı tarafından yapılan açıklamayla, savunmanın bu kadar rahat olduğunu düşünmüyorum. Çünkü savcı subjektiftir. Kendi kanaatidir.
SÖ: Savcının, şüpheli lehine de delil toplama zorunluluğu vardır.
EÖ: Ama İbrahim Akın ile Ümit Karan’ın açıklamaları var. Savcının manipüle ettiğini söylüyorlar. Bunlara da dikkat etmek gerekir.
SÖ: Dediklerine katılamıyorum. Savcılığın beyanına itibar etmek durumundayız.
Tahkim Kurulu’ndan çıkan karar TFF’nin özerkliğine bir darbe midir?
KE: Son yasa (6215) değişikliğinin ardından artık özerklik yok, bağımsızlık var.
ET: Yeni bir şey değil. 6 Haziran’da yapılan Genel Kurul’da da Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun yetkileri alındı, bazı durumlar adli mercilere aktarıldı. Spor hukuku başka bir yöne doğru kaydırılıyor. Yıllardır özerklik için verilen emekler yok oluyor. Bence asıl dalga spor hukuku üzerine...
AK: Etik Kurulu’ndan ortada bir rapor çıkarsa, “Yargılamanın sonucunu bekleyelim” kararı da sürpriz olmaz.
Federasyon lige aynen devam kararı verse de, küme düşürse de, mahkemenin sonucunun ardından mağdur olanlar dava açamaz mı?
KE: Tazminat davası açarsın. Çünkü dava açmak için hiçbir engel yok. Ancak kazanır mısın, bence kazanamazsın. Çünkü Anayasa’nın 59. maddesi var.
SÖ: Gözlükler çok farklı. TFF sadece belli cezaları verebiliyor. Buna mukabil, ceza mahkemesi küme düşürme cezası veremez. Geriye sadece yargılamanın iadesi diye bir yol kalıyor. Yönetim kurulu bir karar alırsa o da şüpheli...
'YÖNLENDİRMİYORUZ’
Spor Hukuku Enstitüsü Derneği nedir? Futbol Federasyonu’nun sert açıklamalarına neden maruz kalmıştır?
KE: Biz enstitümüzün dernek olduğunu inkar etmiyoruz. Sonuçta FIFA da, UEFA da, sporun en tepe organı “Uluslararası Olimpiyat Komitesi de bir dernek. Zaten internet sitemizin üst kısmında Atatürk’ün, “Dernek olun! Kimseye bağlı olmadan çalışırsınız, bir bilim kuruluna da bu yakışır. 12 Nisan 1931” sözü bulunmakta... Bu, Ulu Önder’in Türk Tarih Kurumu’nu ve Türk Dil Kurumu’nu kurarken sarfettiği bir sözdür. Dernek olmayı bir küçümseme olarak görmemek lazım. İftihar ederiz, çünkü bağımsızız.
ET: Spor hukuku üzerine bilimsel araştırma yaptığımız için enstitü sözcüğünü kullanmayı tercih ettik. Enstitü sözcüğünü sadece üniversite ve akademik hayata maletmek doğru bir yaklaşım olmaz. Bunu bir kurum içerisinde yapılandırabilirdik. Amaç, dernek olup bağımsızlığı sağlamaktı. Sonuçta UEFA da bir dernek...
KE: Spor Hukuku Enstitüsü olarak her hangi bir kulübü ya da yargı organını yönlendirmek gibi bir durumumuz yok. Biz sadece fikirlerimizi söyleyerek kamuoyunu aydınlatmaya, meselelerin anlaşılmasına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bunun da lütfen bilinmesini istiyoruz.
Herkes farklı düşünüyor
Şike ve teşvik iddialarının sonrasında kulüplerin düşürülmesine ya da devam etmesine kimin yetkili olduğunu hukukçular da karar veremedi. TFF Yönetim Kurulu da verse, Disiplin Kurulu da karar alsa oldukça tartışılacağa benziyor
Küme düşürme kararını kim verecek? Yönetim Kurulu mu, Disiplin Kurulu mu?
SÖ: Federasyon hakikaten kendi tarihinde en güç dönemini yaşıyor. Önce “İddianameyi bekleyeceğim” dedi, sonra el koydu.Şimdi Etik Kurulu’na inceleme yaptırıyor. Delillere bakacak, hatta hatta çağıracak, belki cezaevine gidecek, ilgililerle konuşacak. Bu kadar vakti olabilecek mi bilemiyorum.
Etik Kurulu’nun bir ceza verme yetkisi yok. Sadece bir danışma organıdır. Etik Kurul hazırladı raporunu, yönetim kurulunun önüne verdi. Burada kıyamet kopuyor. Bazıları, yönetim kurulu kendisi küme düşürme kararını verir. Bazıları da “Hayır, mümkün değildir, yönetim kurulunun kanun ve statüsünde böyle bir yetkisi yoktur. Bu yetki Disiplin Kurulu’na aittir” diyor.
Talimatta yönetim karar verir diyor. Ama ne karar vereceğini belirtmiyor. Yani ceza verir demiyor. Ne karar verir? Bakar rapora, bu iş burada kalır deyip soruşturmayı durdurur. Veya bu iş bayağı ciddi diyerek Disiplin Kurulu’na sevk kararı verir. Bu konuda taraf da olmak istemiyorum. Ancak kişisel olarak Disiplin Kurulu’nun yetkili olduğunu düşünüyorum. Engin arkadaşım ise yönetim kurulunun yetkili olduğunu belirtiyor.
Federasyonun hakikaten Allah yardımcıları olsun. Bu konularda karar vermek zor.
AK: TFF Yönetim Kurulu’nun yetkilerinde, açıkça Disiplin Kurulu yetkisi dışında kalan kısımda yetkilidir ifadesi var. Yönetim kurulu yargı mercii değil. Ama talimatta, statü harici kendi kendine yetkilendirmesi var. Bu ne demek, yetki gaspı ortaya çıkması demek.
SÖ: Etik Kurul’un, ilgililerin savunmasını almak gibi bir mecburiyeti yok. Yönetim kurulunun da ceza vermek için ilgililerin savunmasını almak gibi bir mecburiyet yok. Sonuç itibariyle kimsenin savunması alınmadan küme düşürme gibi bir cezayla karşı karşıya kalınmış olur. Ancak Disiplin Kurulu mutlaka savunma almak zorundadır. Dolayısıyla savunma alınmadan verilen bir karar, savunma hakkının ihlali anlamına da gelir. Engin Bey ise yönetim kurulunun karar verebileceğini söylüyor.
|